4 Mayıs 2018 Cuma

EVDE DOĞAL LAVANTA YAĞI NASIL YAPILIR


Herkese merhaba. Salı günü tüm gün tatil olunca arkadaşlarla birlikte Bursa-Karacabey’deki Longoz Ormanlarına pikniğe gittik. Hava çok güzeldi, tam bir bahar havası. Yolun bazı kısımları toprak yol olunca yolculuk süresi toplamda bir buçuk saate yakın sürdü.

Doğal hayatın en doğalını gördük. Henüz insan eli değmemiş çok şükür ki. Yollarda serbest dolaşan ineklere ve koyunlara yol verdiğimiz için üç dört kez durduk ve onların geçmelerini bekledik. Sürü kalabalık olunca bekleyiş de uzun sürdü. Ormanın içine girdikten sonra da kendin büyük top yapıp toprak yolda yuvarlanan bok böceklerini ezmemek için de durduk. Sonuçta yol hakkı onlarındı. Biz misafirdik. Düzeni bozmak olmazdı.

Piknik sonunda eve dönerken de lavanta tarlalarında oyalandık biraz. Arılar vızıldayıp duruyordu. Arı orkestrası kurulmuştu resmen. Vıııız vııızzz vııız nasıl bir vızıltı. Başta tedirgin olmadım değil ama sonra nedense geçti tedirginliğim. Biraz taze lavanta topladık. Mis kokusunun misliğini doya doya içime çektim. O kadar güzel kokuyordu ki lavantalar. İlk kez taze lavanta görmüş ve koklamış olmanın verdiği mutluluğun tadına vardım.
Lavanta tarlasından topladığım taze lavantaların bir kısmına vazoya koydum bir kısmıyla da deneysel bir çalışma yaptım. Sonucu henüz bilmiyorum; ama yine de paylaşmak istedim.
Lavantaları havanda ezdim. Temiz ve kuru bir cam kavanozun içine koyup üzerine de bir miktar saf zeytinyağı doldurdum. Kavanozun kapağını sıkıca kapatıp güneş gören bir yere koydum. Yaklaşık 20 gün sonra bir tülbentle yağını süzüp sabun yapımında kullanmayı düşünüyorum. Umarım sonuç güzel olur. Herkese sevgiler.


3 Mayıs 2018 Perşembe

YETİŞKİN HASTALIĞI


Herkese merhaba. Baharın gelişiyle birlikte ektiğimiz tohumlar filiz vermeye başladı. Geçen yıl editör onayından geçen çocuk kitabımın yayına alınmasını beklerken mart ayında İzdiham dergisinde ilk hikayem yayınlandı. Kültür, sanat, edebiyat dergisi olan İzdiham dergisinin 34. sayısında "Yetişkin Hastalığı" başlıklı bir
kurgu masalla yayına girdi yazım. 
Yetişkin hastalığında günümüzün telefon&internet  kullanımına farklı bir açıdan bakan çocukların gözlemlerine değinmeye çalıştım. 
Bunun yanısıra yaratıcı drama eğitiminde 5.aşamayı keyifle tamamladım. Uzun ve yorucu bir süreç oldu. Çocukların küçük olması zaman zaman beni yorsa da başladığım bir işi bitirmenin verdiği mutluluk tüm yorgunluğumu alıp götürdü. Sırada proje dönemi var. Herkese sevgiler.

13 Nisan 2018 Cuma

TEFLON GERÇEKTEN KANSEROJEN Mİ?

teflon ile ilgili görsel sonucu

Teflon® aslında bir markadır ve insan üretimi bir kimyasal olan politetrafloroetilen (PTFE)'e verilen isimdir. 1940lardan bu yana ticari olarak satılmaktadır teflon. Teflonun bir çok kullanım alanı bulunmaktadır çünkü kimyasal olarak oldukça kararlıdır yani diğer kimyasallarla reaksiyona girmez kolay kolay. Bununla birlikte sürtünme yapmayan yüzeyler oluşturabilme özelliğine sahiptir. İşte bizler bu polimerik maddenin yapışmama özelliğini evlerimizde teflon kaplı tencere tavalarda görmekteyiz. 

Teflon daha bir çok üründe kullanılmaktadır, mesela kumaş koruyucusu olarak ya da boruların bağlantı yerlerinde.Bunun yanında teflon üretiminde kullanılan perflorooktanoik asit (PFOA), yada C8 diye bilinen, insan üretimi bir başka kimyasaldan bahsetmek gerekmektedir. Bu kimyasal, teflon üretiminde kullanılmakta ve işlem esnasında yanabildiği bilinmektedir, ancak son üründe yok denecek kadar az bulunduğu da bilinmektedir.

PFOA çevreye ve sağlığa zararlıdır ama aynı zamanda düşük seviyelerde herkesin kanında bulunmaktadır. PFOA'ya en çok bu kimyasalın kullanıldığı fabrika kenarlarında rastlanır. Bunun dışında kayak ve kızakların sürtünmesiz yüzeylerinde ya da kumaş veya halılarda rastlanabilir. Ancak teflon kaplı tavalarda rastlamak bir hayli güçtür.

Cancer.org sitesinden edindiğim bilgilere göre teflon kullanmanın bilinen bir kanserojen etkisi söz konusu değil, yine de teflonu yakmamaya, yani boş ısıtmamaya çalışmalı ve eskidiğinde kullanmamalı gibi öneriler var. Sadece bilimsel olarak bu konuyu merak edip araştırırken bulduğum bazı bilgileri paylaşmak istedim.
https://www.cancer.org/cancer/cancer-causes/teflon-and-perfluorooctanoic-acid-pfoa.html#.WhqHuufutD4.email


16 Mart 2018 Cuma

KAPLANI SAKIN GIDIKLAMA

"Harrr" diye kükremiş kaplan. O kocaman tüylü pençelerini havada sallamış... Pençesi yılanın bulunduğu dalı kırmış... Yılan ayıyı ısırmış... Ayı, deniz ayısına kafa atmış... Deniz ayısı, tembel hayvanın üzerine düşmüş... Tembel hayvan, penguene yumruk atmış... Penguen, timsaha çarpmış... Timsah, kokarcanın kuyruğunu kapmış... Kokarca, pandayı tırmalamış... Panda, gergedana tekme atmış... O da su aygırını boynuzuyla itmiş... Su aygırı da dengesini kaybetmiş, sağa sallanmış sola sallanmış veee.... FOŞŞŞŞŞŞ!

Aslan kükremiş, papağanlar ciyaklamış, yılanlar tıslamış ve fil de yüksek sesle homurdanmış... 
Bütün bunlar nasıl olmuş? Sonra neler olmuş? Bu güne kadar okuduğum en eğlenceli çocuk kitaplarından birisi. Ama uyku öncesi okumamanızı tavsiye ederim. Oğlum, kitabı okurken o kadar eğleniyor o kadar çok gülüyor ki sonrasında uykuya dalmakta süresi uzuyor. Uyku öncesi sohbetlere kahkahalar eşlik ediyor. Tıslıyoruz, ciyaklıyoruz, foşurduyoruz. Bu yüzden gündüz okuyorum bu güzel kitabı. Uzun zamandır kitaplığımızda olan "Kaplanı Sakın Gıdıklama" kaç kez okundu sayısını hatırlamak çok zor.

Yazar: Pamela Butchart
Çizer: Marc Boutavant
Yayınevi: Marsık Kitap

12 Mart 2018 Pazartesi

OKULUMDA 100.GÜNÜM

Herkese merhaba, uzun bir süre önce oğlumun okulunda 100.gün partisi yapıldı. Oğlumun öğretmeni ‘’Okulumda 100.gün Partisi’’  için bir kıyafet hazırlamamızı söyledi. Normalde 100 tane nesnenin olduğu bir giysi hazırlamak gerekiyordu. Bu nesnelerle belirli bir tema çerçevesinde bir tasarım plandık oğlumla. Kaç tane ponpon yapıştırdım bilmiyorum ama 100 tane vardır diye düşünüyorum. 

Yeni evliyken eşimle izlemiştik bu animasyonu. Türkçe karşılığı ‘’Yukarı’’ olan duygu yüklü bir film. Mesela ben kahramanımızın eşi öldüğünde çok ağlamıştım.
Geçenlerde Selim de bizimle birlikte izledi. Aynı sahnede yine ağladım. Bir kez daha izlesem yine ağlar mıyım? Denemeden bilemeyiz. Ağlarım herhalde. İzlediğimiz filmleri, izlediğimiz zaman dilimi değişse de duygular değişmez diye düşünüyorum. İnsanın kimliğini düşünceleri şekillendirir, duyguları harekete geçirir. Her ne kadar insanları diğer varlıklardan ayıran en temel özelliklerden biri düşünme yeteneği denilse de asıl olanın duygular olduğunu düşünüyorum ve sevgilerimi sunuyorum.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...