13 Nisan 2018 Cuma

TEFLON GERÇEKTEN KANSEROJEN Mİ?

teflon ile ilgili görsel sonucu

Teflon® aslında bir markadır ve insan üretimi bir kimyasal olan politetrafloroetilen (PTFE)'e verilen isimdir. 1940lardan bu yana ticari olarak satılmaktadır teflon. Teflonun bir çok kullanım alanı bulunmaktadır çünkü kimyasal olarak oldukça kararlıdır yani diğer kimyasallarla reaksiyona girmez kolay kolay. Bununla birlikte sürtünme yapmayan yüzeyler oluşturabilme özelliğine sahiptir. İşte bizler bu polimerik maddenin yapışmama özelliğini evlerimizde teflon kaplı tencere tavalarda görmekteyiz. 

Teflon daha bir çok üründe kullanılmaktadır, mesela kumaş koruyucusu olarak ya da boruların bağlantı yerlerinde.Bunun yanında teflon üretiminde kullanılan perflorooktanoik asit (PFOA), yada C8 diye bilinen, insan üretimi bir başka kimyasaldan bahsetmek gerekmektedir. Bu kimyasal, teflon üretiminde kullanılmakta ve işlem esnasında yanabildiği bilinmektedir, ancak son üründe yok denecek kadar az bulunduğu da bilinmektedir.

PFOA çevreye ve sağlığa zararlıdır ama aynı zamanda düşük seviyelerde herkesin kanında bulunmaktadır. PFOA'ya en çok bu kimyasalın kullanıldığı fabrika kenarlarında rastlanır. Bunun dışında kayak ve kızakların sürtünmesiz yüzeylerinde ya da kumaş veya halılarda rastlanabilir. Ancak teflon kaplı tavalarda rastlamak bir hayli güçtür.

Cancer.org sitesinden edindiğim bilgilere göre teflon kullanmanın bilinen bir kanserojen etkisi söz konusu değil, yine de teflonu yakmamaya, yani boş ısıtmamaya çalışmalı ve eskidiğinde kullanmamalı gibi öneriler var. Sadece bilimsel olarak bu konuyu merak edip araştırırken bulduğum bazı bilgileri paylaşmak istedim.
https://www.cancer.org/cancer/cancer-causes/teflon-and-perfluorooctanoic-acid-pfoa.html#.WhqHuufutD4.email


16 Mart 2018 Cuma

KAPLANI SAKIN GIDIKLAMA

"Harrr" diye kükremiş kaplan. O kocaman tüylü pençelerini havada sallamış... Pençesi yılanın bulunduğu dalı kırmış... Yılan ayıyı ısırmış... Ayı, deniz ayısına kafa atmış... Deniz ayısı, tembel hayvanın üzerine düşmüş... Tembel hayvan, penguene yumruk atmış... Penguen, timsaha çarpmış... Timsah, kokarcanın kuyruğunu kapmış... Kokarca, pandayı tırmalamış... Panda, gergedana tekme atmış... O da su aygırını boynuzuyla itmiş... Su aygırı da dengesini kaybetmiş, sağa sallanmış sola sallanmış veee.... FOŞŞŞŞŞŞ!

Aslan kükremiş, papağanlar ciyaklamış, yılanlar tıslamış ve fil de yüksek sesle homurdanmış... 
Bütün bunlar nasıl olmuş? Sonra neler olmuş? Bu güne kadar okuduğum en eğlenceli çocuk kitaplarından birisi. Ama uyku öncesi okumamanızı tavsiye ederim. Oğlum, kitabı okurken o kadar eğleniyor o kadar çok gülüyor ki sonrasında uykuya dalmakta süresi uzuyor. Uyku öncesi sohbetlere kahkahalar eşlik ediyor. Tıslıyoruz, ciyaklıyoruz, foşurduyoruz. Bu yüzden gündüz okuyorum bu güzel kitabı. Uzun zamandır kitaplığımızda olan "Kaplanı Sakın Gıdıklama" kaç kez okundu sayısını hatırlamak çok zor.

Yazar: Pamela Butchart
Çizer: Marc Boutavant
Yayınevi: Marsık Kitap

12 Mart 2018 Pazartesi

OKULUMDA 100.GÜNÜM

Herkese merhaba, uzun bir süre önce oğlumun okulunda 100.gün partisi yapıldı. Oğlumun öğretmeni ‘’Okulumda 100.gün Partisi’’  için bir kıyafet hazırlamamızı söyledi. Normalde 100 tane nesnenin olduğu bir giysi hazırlamak gerekiyordu. Bu nesnelerle belirli bir tema çerçevesinde bir tasarım plandık oğlumla. Kaç tane ponpon yapıştırdım bilmiyorum ama 100 tane vardır diye düşünüyorum. 

Yeni evliyken eşimle izlemiştik bu animasyonu. Türkçe karşılığı ‘’Yukarı’’ olan duygu yüklü bir film. Mesela ben kahramanımızın eşi öldüğünde çok ağlamıştım.
Geçenlerde Selim de bizimle birlikte izledi. Aynı sahnede yine ağladım. Bir kez daha izlesem yine ağlar mıyım? Denemeden bilemeyiz. Ağlarım herhalde. İzlediğimiz filmleri, izlediğimiz zaman dilimi değişse de duygular değişmez diye düşünüyorum. İnsanın kimliğini düşünceleri şekillendirir, duyguları harekete geçirir. Her ne kadar insanları diğer varlıklardan ayıran en temel özelliklerden biri düşünme yeteneği denilse de asıl olanın duygular olduğunu düşünüyorum ve sevgilerimi sunuyorum.


9 Mart 2018 Cuma

ÇİM ADAM NASIL YAPILIR,AİLE KATILIMI


Uzun bir aradan sonra herkese tekrar merhaba. İnsan, zaman ayıramadığı işler için her zaman sağlam bir bahane bulup ona sıkı sıkı sarılıyor. En geçerli savunma mekanizmalarından biri sanırım. Bahane bulmak... Belki de en zararsızıdır. Kim bilir?
Ama benim bahanem gerçekten çok sağlam. Geçen yıl başladığım yaratıcı drama kursuna tamamen benimle alakalı olmayan sebeplerden ötürü ara vermek zorunda kalmıştım. Bu yıl ocak ayında kaldığım yerden devam etmeye başladım. Şu an dördüncü aşamaya devam ediyorum. Eğlenceli ve çok yorucu geçiyor. Eve geldiğimde adım dahi atacak enerjim kalmıyor çoğu zaman. İşte. Yazının başında ben size demiştim: Benim bahanem gerçekten çok sağlam. Sanırım siz de bana hak verdiniz. Teşekkür ederim:)
Şubat ayının ilk haftası oğlumun sınıfında aile katılımı vardı. Bazı okullarda ‘’Haftanın Çocuğu’’ da deniyor. Sınıftaki çocukların ailesinden biri ya da hepsi çocuğunun sınıfına gidip çocuğuna ait bebeklik kıyafetleri, bebeklik fotoğrafı vb. götürüyor. Veliler, çocuğuyla birlikte bunları sınıf arkadaşlarına anlatıyorlar. Çok eğlenceli bir paylaşım gerçekleşiyor. Çocukla ilgili anlatılacaklar bitince veliler sınıftaki bütün çocuklara etkinlik yaptırıyor ya da oyun oynatıyor. İsteyen kitap da okuyabilir, masal da anlatabilir. Tamamen velinin tercihine kalmış bir durum bu.
Benim de ne zamandır aklımda olan çim adam vardı. Çim adamları yapıp arkasından da bir Keloğlan masalı anlatırım dedim. Bütün malzemeleri temin edip İpek’i de alıp gittim okula. Ben nasıl yapıldığını bilmiyordum, öğretmenimizin sayesinde onu da öğrenmiş oldum. Çim adamlarımızı yaptık. Süre ucu ucuna yetti. Keloğlan’a zaman yetmedi. Başka sefere artık dedim. Nasıl olsa öğrendim çim adam yapmayı. Selim de çim adam yapmıyorum ben Uzaylı Selim yapacağım deyince, çocukların yarıdan fazlası uzaylı çimler yaptı.

ÇİM ADAM-UZAYLI ÇİMLERİ NASIL YAPTIK
Malzemeler
İnce kıyılmış talaş
Çim tohumu
Ten çorap
Kırtasiyelerde satılan plastik gözler ve burun
Ten çorapları kestik. Bir ucunu bağlayıp içine talaş doldurduk. Talaşın üstüne de çim tohumları koyduk. Çorabı sıkıca bağladık. Gözleri ve burnu da yapıştırdık. Uzaylı çimlerimizi hazırladık. Ve ortalığı da hiiiiç batırmadık :)




8 Şubat 2018 Perşembe

İLAÇ NİYETİNE SEVGİ KAPSÜLLERİ


Sene 2009 yeni evlenmişiz. Genciz, heyecanlıyız. Midemizde kelebekler uçuşuyor. Bildiğin sevgi böcekleriyiz. Eşim o zamanlar bir ilaç firmasının Ar-Ge bölümünde çalışıyor. Aradan dört ay geçti. 14 Şubat geldi. Kapitalizmin meşhur aşk günü. 
İşten  elinde cam bir şurup şişesiyle geldi benimki. Şişenin içinde farklı boyutlarda rengarenk kapsüller var. Şişeyi bana uzattı. Bu ne dedim şaşkınlıkla. Sevgililer günü hediyem, senin için hazırladım dedi. Ne yapacağım bunları, içecek miyim diye sordum safiyane bir tavırla. Anlamamıştım gerçekten. Meğerse her bir kapsülün içine kendi el yazısıyla notlar hazırlamış. Evlendiğimiz günden beri notlar yazıyormuş minicik kağıtlara. Yaşadığımız her ana ait duygu yüklü notlar. "Kendini iyi hissetmediğin zaman bir kapsül al burdan, oku ve birlikte yaşadığımız anları hatırla ilaç niyetine" dedi. "Gözümün önünde bir yerde dursun, bazen de sebepsiz yere aç bir kapsül"dedi. 



Hayatımda aldığım en güzel hediyelerden biriydi bu. En güzel hediye ise 12 tane A4 kağıdına yazılmış uzun bir yazıyla gelen evlenme teklifiydi. Adana'da yaşıyordum ben o İstanbul'daydı. İnternet, bilgisayar vb. yaygın olarak kullanılıyordu; ama  postayla göndermişti mektubu. Posta olmasa güvercinin ayağına bağlar yine gönderirdi eminim.
Neyse evlilik teklifi ayrı bir konu. Onu başka zaman konuşuruz. İşte bazen umudum kırılır, bazen yalnızlık çöker üzerime, sebepsiz bir sıkıntıya düşerim ya da bir öküz oturur böğrüme. Alır açarım bir kapsül, okurum şifa niyetine. Hiçbir ilaç bu kadar çabuk tesir etmez yüreğime. Hiçbir ilaç onun yazdıkları gibi işlemez ruhuma. Üstelik bir yeri onarırken başka bir yerde hasar da bırakmıyor. Tamamen doğal. Bir tanesi kesmezse aç bir tane daha, bir tane daha. Korkma hiç yan etkisi yok çünkü.
Şimdi dokuz yıl geçmiş aradan, niye yazdım bunları? Ne bileyim? Belki pahalı hediyelerden hoşlanmayan, içinde emek olsun, farklı bir şeyler hediye edeyim diyenler vardır 14 Şubat'a birkaç gün kala. Fikir olur. Bir değerlendirin. Yazımı okuyup uygulayan olursa lütfen bana yazsın. Sevgilerle...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...