26 Eylül 2016 Pazartesi

UĞURBÖCEĞİ KAPINIZI ÇALARSA-Prof Dr. Neşe Erol- Salim Keskingöz



Resimleyen: Özlem Koçak
Tübitak Popüler Bilim Kitapları

‘’Eda ile Ayıcık Bay Sarı’nın ortak bir öyküleri var. Bu kitapta bir uğurböceğinin sırtında başlayarak mutlu bir aileye ve neşeli günlere uzanan öykülerini anlatıyorlar. Anlattıklarıyla da pek çok çocuğun sıcak bir aileye kavuşma hayalini yansıtıyorlar. Eğlenceli çizimleri ve keyifli anlatımıyla milyonlarca çocuğun yaşamına ayna tutan Uğurböceği Kapınızı Çalarsa’ da evlat edinen ailelere yönelik bilgiler de yer alıyor’’.

Selim’in kitaplığından merhaba herkese;
Selim’e kitap alırken önceleri biz seçiyorduk anne baba olarak. Birkaç kitabı seçip okuyoruz. Biz kitabı incelerken o da kitapçıdaki oyun parkında oyun oynayarak vakit geçiriyor. Kitap seçerken içinde Selim’in hoşlandığı temalar olmasına dikkat ediyoruz. Çünkü her dönem farklı bir şeye ilgi duyuyor. Arabalarla başlayan ilgisi kaplumbağalar, denizaltı yaşamı, uzay, dinozor gibi konularla dönem dönem değişiyor. Tabi ki kitabın içeriği kadar çizim ve renklerine dikkat ediyoruz. Mesela Selim kırmızı rengi çok sever ve kırmızı her şey onun ilgisini bir şekilde çeker.
Geçenlerde yine kitap almaya gitmiştik. Birkaç tane kitap seçtik ve onları incelerken Selim elinde kırmızı bir kitapla geldi. ‘’bunu alalım ben bu kitabı çok sevdim’’ dedi. Uğurböceği kapınızı çalarsa… O sırada İpek ağlamaya başlamıştı. Acele bir şekilde okumadan hızlıca resimlere ve yaş sınırına baktık ve alıverdik.
Eve geldik uykudan önce bu kitabı okumamı istedi. Yatağa uzandık ve başladım okumaya. Kitabın yarısına kadar sessizce dinledi. Şu cümleyi okuyana kadar:
‘’Ben bebekken bir yuvada kalıyormuşum. Beni dünyaya getiren anne babamı hiç hatırlamıyorum. Kimimiz kaybetmiş ailesini kazada ya da depremde. Kimimizin ailesi getirip bırakmış bizi çaresizce...’’
Bundan sonra başladı sorular sormaya:
-anne ben de mi yuvada yaşıyordum bebekken…
-beni de mi yurttan aldınız…
-deprem ne demek…
-annesi babası neden bırakmış onu…
-siz beni bırakırsanız ben çooook ağlarım…
-ben daha çocuğum tek başıma korkarım, arabalar çarpar bana, okula yalnız gidemem…
-ama kardeşim senin karnından çıktı ben gördüm onu karnın kocamandı…
-önce ben karnından çıktım di mi…
Ben tedirgin oldum bir an. Onun anlayacağı şekilde nasıl anlatırım bilemedim bu evlat edinme meselesini…
En iyi yaptığım şeyi yaptım Selim’i gıdıklayarak konuyu değiştirdim…


Kitabın üzerinde ‘’4 yaş +’’ yazıyordu. Fakat çocukların gelişim dönemi bu konuda ihmal edilmiş. Bu yaş grubu çocuklar henüz soyut işlem dönemine geçmediği için soyut kavramları anlamakta zorlanabilirler. Kitap çizimleri yönünden 4 yaş grubuna uygun olsa da içeriği yönünden kafa karışıklığına sebep olan ifadeler içermekte. ‘’Bay Sarı’’ adında oyuncak bir ayının hikayesiymiş gibi başlıyor. Kitabın sonuna geliyorsunuz birden bire şu ifadeyle devam ediyor:
‘’FAKAT HERKES GİBİ BEN DE BİLİYORUM GERÇEĞİ. BAŞTAN BERİ ANLATTIĞIM ASLINDA BENİM HİKAYEMDİ’’
Ve başlıyor kafa karışıklığı… Evet okunması gereken bir kitap; fakat bu yaşlarda değil. Henüz erken en azından Selim için…


23 Eylül 2016 Cuma

ŞEFTALİ KONSERVESİ



Kışın şeftalilerin olmadığı vakitlerde ya da yaptığınız tatlılarda, pastalarda kullanabilirsiniz. Ben geçenlerde cheesecake üzerinde kullandım. Kışın hastalıklar boy gösterdiğinde sıcak sıcak içebilirsiniz. İçerisindeki tarçın, zencefil, limon ve karanfil ile bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı vücudunuzu kuvvetlendirir.

MALZEMELER
2 büyük boy şeftali
1 su bardağı toz şeker
5 adet karanfil
1 çubuk tarçın
1 adet fındık büyüklüğünde zencefil ( kuru )
Yarım limon
5 su bardağı su

HAZIRLANIŞI
Yarım limonu dört parçaya kesin.
Bir tencerenin içine su, şeker, çubuk tarçın, limon, karanfil ve zencefili koyup kaynatın.
Kaynama işlemi bittikten sonra içindeki malzemeleri bir süzgeç ile çıkarın.
Şeftalilerin kabuklarını soyup küçük küpler şeklinde doğrayın ve kaynamış suyun için içine atın.
Yaklaşık 15 dakika kısık ateşte pişirdikten sonra kavanozlara doldurun.
Hemen kapağını sıkıca kapatıp ters çevirin.
Bir gün ters çevrili şekilde bekletin. Sonrasında dilediğiniz zaman çıkarıp kullanın.
Afiyet olsun.
NOT: Şeftalilerinizin tadına bakıp şeker oranını ona göre ayarlayın. Benim kullandığım şeftaliler çok şekerli olduğu için bir su bardağından bir parmak eksik şeker kullandım.

20 Eylül 2016 Salı

ŞEFTALİ KOMPOSTOSU


Bursa’ya taşınalı bir seneyi doldurduk. Bursa’da yaşayıp da şeftalili bir tarif yazmazsam bir eksiklik olur diye düşündüm. Malum Bursa’nın şeftalisi meşhur. Meşhur olmakta haklılık payı da var tabiki. Burada yediğimiz şeftaliler kokusu ve şekeri itibariyle oldukça lezzetli bir tada sahip. Şeftali zamanı geçmeden sıcak yaz günlerinde içimizi ferahlatacak güzel bir komposto yapalım mı ne dersiniz?
İçinde kullandığımız tarçın, zencefil, karanfil sayesinde lezzetli bir tadı olduğu gibi ödem sökücü özelliğe de sahip bir komposto tarifi…

MALZEMELER
2 büyük boy şeftali
1 su bardağı toz şeker
5 adet karanfil
1 çubuk tarçın
1 adet fındık büyüklüğünde zencefil ( kuru )
Yarım limon
5 su bardağı su


HAZIRLANIŞI
Yarım limonu dört parçaya kesin.
Bir tencerenin içine su, şeker, çubuk tarçın, limon, karanfil ve zencefili koyup kaynatın.
Kaynama işlemi bittikten sonra içindeki malzemeleri bir süzgeç ile çıkarın.
Şeftalilerin kabuklarını soyup küçük küpler şeklinde doğrayın ve kaynamış suyun için içine atın.
Yaklaşık 15 dakika kısık ateşte pişirdikten sonra servis kaselerine alın.
İsterseniz sıcak isterseniz soğuk olarak servise sunun.
Afiyet olsun.
NOT: Şeftalilerinizin tadına bakıp şeker oranını ona göre ayarlayın. Benim kullandığım şeftaliler çok şekerli olduğu için bir su bardağından bir parmak eksik şeker kullandım.

-Tarifin aslı Arda’nın Mutfağı’na aittir. Ben evdeki malzemelere göre ufak değişiklikler yaptım. Tarifin aslında taze zencefil kullanılmıştı ben kurusunu kullandım. Tarifte karanfil yoktu ben karanfil de ekledim.

18 Eylül 2016 Pazar

SİYAH ÜZÜMLÜ SMOOTHİE-ÜZÜMLÜ MİLKSHAKE


Yaz bitmeden bu sıcak havalarda içimizi ferahlatacak nefis bir o kadar da sağlıklı bir içecek tarifi geliyor. Ana malzememiz siyah üzüm. Mevsimi geçmeden kaçırmayın bu tarifi. Bir de siyah üzümün faydalarını okuyunca daha bir istekle yaparsınız belki. Lezzeti şahane, hazırlaması kolay biz çok beğendik.
Mantar hastalıklarına karşı etkili olan siyah üzüm, güçlü bir antioksidan olarak, enfeksiyon ve bakterilerin yol açtığı iltihapları giderebilir.
Siyah üzüm kabızlık ve hazımsızlığı giderir, midede bulunun asit seviyesinin sağlıklı düzeyde kalmasını sağlar.
Siyah üzüm diğer üzüm çeşitlerinde olduğu gibi göz sağlığını korumak için gerekli olan besinler içerir, görme yeteneğini geliştirir.

MALZEMELER
350 gram çekirdeksiz siyah üzüm
2 adet muz
1 çay bardağı soğuk süt
2 yemek kaşığı sade dondurma
5 küp buz

HAZIRLANIŞI
Buz küpleri hariç bütün malzemeleri blender dan geçirin.
Üzümleri iyice parçalandıktan sonra buz küplerini ekleyip 5-10 saniye daha blender dan geçirin.
Siyah üzümlü smoothie servise hazır. Afiyet olsun.

NOT: Buz parçalarının miktarını azaltıp arttırabilirsiniz kendi damak zevkinize göre.


16 Eylül 2016 Cuma

BODRUM-ORTAKENT'TE BAYRAM TATİLİ


Geç de olsa herkesin bayramını kutluyorum. Umarım güzel bir bayram geçirmişsinizdir. Biz ilk kez aile büyüklerinden uzak bir bayram yaşadık. Erkek kardeşim çalıştığı için her bayramı onsuz geçirirdik. Bu kez onunla birlikte olmak için kız kardeşimle birlikte bir plan yaptık ve erkek kardeşimin yanında geçirdik bayramı. Enişteler, kardeşler ve iki çocukla hem güzel bir bayram hem de gecikmiş bir tatil yaptık kardeşimin çalıştığı otelde.


Bursa-Bodrum arası 555 km olmasına rağmen yoğun trafik ve polis çevirmeleri sebebiyle 9 saat sonunda ulaştık otele. Kızım henüz 3,5 aylık olduğu için yolculuk boyunca pek sıkıntı çıkarmadı. Fakat oğlum 4 yaşında ve hareketli bir çocuk olması sebebiyle yolculuk hiç bitmeyecek gibi geldi. Arada verdiğimiz kısa molalarda biraz rahatladı neyse ki. Ama 4 yaşında bir erkek çocuğunu araba koltuğunda sakin tutmak hiç de kolay olmuyor. Yanımıza onun sevdiği oyuncakları, kitapları almıştım yol da yardımcı olsun diye. Bir süre onu oyalamaya yaradı bunlar. Araba markalarını saydık, hangi araba hızlı, hangisi yavaş, hızlı giden arabalar kaza yapar vb… bir sürü sohbetimiz oldu yol boyunca.


Yolculuk bitip de otele ulaştığımızda saat 15.30 civarındaydı. Hemen odamıza yerleşip denize gittik. Selim hemen kum oyuncaklarıyla başladı oyuna. Otelimiz Ortakent’teydi, sahili çok güzel ve temizdi. Selim’in yaşlarında bir sürü çocuk vardı ki bu bir piyangoydu bizim için, çok mutlu olduk hepimiz. Selim ilk kez deniz tatili yaptığı için denize girmekten biraz çekindi önceleri. Sonra diz boyuna kadar girip yine oyuncaklarıyla vakit geçirdi. En çok sevdiği şey çocuk havuzuna atlamak oldu. İpek kızımızı da Maxi Cosi pusetiyle yanımızda gezdirdik. Genelde uyudu zaten.


Kaldığımız odadan deniz kıyısına gitmek için üç ayrı asansöre binmek gerekiyordu. İşin bu kısmı bizi çok yordu; çünkü bebek arabasını yanımıza almamıştık bagaja sığmadığı için. Maxi Cosi puseti de elde taşımak için pek de hafif sayılmaz. İpek’i taşımak sıkıntı oldu, onun dışında çok güzel bir tatil geçirdik. Bir de emzirme sıkıntısı vardı tabi ki onu es geçemem. Denize girip çıkınca tuzlanıyor insan haliyle. Çıktıktan sonra sahilde duş aldım tuzlar gitsin diye; fakat sahildeki duşun suyu tuzluydu. Neyse odadaki banyoda tuzlarımdan arınırım dedim o da olmadı oteldeki bütün sular deniz suyu arıtmasıymış. Ben de son çare yanımda küçük pet şişelerdeki sularla gezdim. Çünkü İpek’i ilk emzirdiğimde emmek istemedi. Şişe suyuyla yıkanıp öyle emzirmek zorunda kaldım. Annelikte çareler tükenmez dedikleri tam da bu olsa gerek.


Akşamları kardeşimin mesaisi bitince de hep birlikte dışarı çıktık. İlk olarak Bitez’deki Okaliptus Cafe’ye gittik. Tam da çocuklu ailelere göre bir yermiş. Fotoğraf makinamı yanıma almadığım için orada fotoğraf çekemedim maalesef. Denize sıfır çok güzel bir cafe. Yerde rengarenk kocaman minderler, hamaklar var. Arkada dalga sesleri ve hafif bir müzikle çok dinlendirici bir mekandı.
Ertesi gün öğleden önce Bodrum Marina’yı ve Bodrum Kale’sini gezdik. Bu kez İpek’i kanguruda taşıdım. Böylesi çok daha rahat oldu hepimiz için. İpek kangurudayken fotoğraf çekmek çok daha kolay oldu.

Bodrum’a daha önceki gidişlerime göre bayram nedeniyle olsa gerek çok sakindi. Bu yüzden tadını çıkarmak çok kolay oldu. 3,5 aylık bir bebek ve 4 yaşında bir erkek çocuğuyla da deniz tatili yapılabilirmiş onu anladık anne baba olarak. Tatilden çıkardığımız sonuç bu.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...